Doğu Anadolu’ya atanarak bir ilçede ev bakan memura, ev sahibi musluklara ilişkin açıklama yapar:
•Mutfak musluğu ile banyo musluğu kaçağa bağlı, lavabo musluğu ise su saatine.
Memur şaşkınlıkla sorar:
•Neden ikisi kaçağa bağlı da lavabo saate?
•Lavaboda abdest alıyoruz, haram karışmasın diye kaçağa bağlamadık.
***
Türk Futbolu’ndaki yangın bi karar devam ediyor,
Hakemler de hata yapmaya...
Oynanan oyunun adı; langırt futbolu... Eli-kolu uzun ve güc(l)ü olan kazanmaya devam ediyor!
***
Emre efendi bu hafta da yaptı yapacağını.
Bazı futbol adamları(!) onun için “ İspanya’ya gittikten sonra değişti” dedi ama beşikte giren huyun teneşirde çıktığı unutulmuş anlaşılan.
Aynı Emre’nin Maçka’ya okul yaptırma planları var biliyorsunuz.
Bizce, yaptırmayı düşündüğü okula önce Emre’nin kayıt yaptırması gerekir!
***
Hafta sonu oynanan Fenerbahçe-Kasımpaşa maçında, 2011 yılının tekrarı yaşandı adeta;
Vur-kır parçala, bağır-çağır bu maçı kazan.
Şota, çıldırdığına göre, gerisini varın siz düşünün.
Küfrün biri bin para.
Koridorlarda yaşananlar, stat dışına yansımamış.
“Yansımamış” kelimesi doğdu-doğalı bu seneki kadar itibar görmemiştir!
***
Türkçe öğrendiğine pişman olduğunu söyledi Gürcü hoca.
“Küfür” demişken...
Seneler evvel yaşanmış bir olayı, takım ve oyuncu ismi vermeden paylaşmak isterim:
İstanbul takımlarından biri, Anadolu takımlardan biriyle oynuyor.
Türk futbolculardan biri, rakip takımda oynayan yabancı oyunculardan birine okkalı bir küfür sallar.
Takım arkadaşına küfür edildiğini duyan Türk oyuncu, küfür eden rakip oyuncuya, “ yaptığının hiç hoş olmadığını, yakışmadığını” söyleyince, şu cevabı alır: “ Nasılsa anlamıyor, sen de küfür et...”
***
Bazı futbolcuların niye böyle olduklarına değinelim:
Futbol kulüplerindeki eğitim faaliyetlerinde sporcuların hep teknik, taktik ve fizik kondisyonları geliştirilmek istenir. Ancak ilgili kişiye insani yönden kaliteli hale getirecek, duygusal ve sosyal beceri geliştirme çalışmaları yapılmaz. Bunun yerine onları daha bencil, egoist ve duygusal zekâ yönünden düşük kalitede varlık haline getiren; ne pahasına olursa olsun kazanmak ilkesi önlerine konur.
Sorarım:
Bu futbolcuları yönetenler ve yetiştirenler kim?
Ön teker nerden giderse, arka teker onu takip eder misali...
***
‘Hoca’ demişken;
Mesele Bülent Uygun! O anlamda tıp adamlarından ricamız; yaptırdıkları tahlillerde bu tip teknik adamların dışkısında, tahmin edemediğimiz-bilmediğimiz bir şey çıkarsa haberimiz olsun! Zira bu derece tercih edilmelerinin başka bir sebebi olsa gerek!
***
Hakemlere gelince...
Korku nöbetleri 7/24 devam ediyor. Kim(ler)den mi?
Kimden olacak; “Dediğim(iz) dedik, öttürdüğüm(üz) düdük” diyen, göbeği yağlı, ensesi kalın adamlarından!
Niye korkmasınlar ki;
Yapanın, yaptığı yanında kar kalıyor da,
Hakemler doğruyu yapıp başına iş mi alsınlar!
***
Özetle... “ Defterinden utanmayı çizen, aslında başkalarının defterindeki isminin üstünü çizmiş olur”
Her ne kadar biz onların yerine utanıyor olsak bile!..