Cumartesi akşamı yeğenlerim Çağatay, Tolga ve Bora ile Elazığ-Beşiktaş maçını izlerken, “Dayı bizim maç yarın kaçta?” diye sordular.
“ 13:30’da!” cevabını verince “Oooo, biz bile o saatlerde halı saha maçı yapmıyoruz. Bu nasıl iştir? Neden kimse müdahale etmiyor?”  diye serzenişte bulundular.
“Federasyon ve Yönetim, Trabzonspor’u küçültmeye devam ettikçe, bize sabah maçı bile verirler.” dedim ve olayı geçiştirdim.
***
Ve maç saati geldi çattı.
Tolunay Hoca’nın hiçbir tavrı ve kararı beni şaşırtmaz, demiştim. Sahada gördüğüm kadro da, kazanan takım bozulmaz mantığından çok uzaktaydı.
Afrika Kupası’ndan ayağının tozuyla, kulağının vuvuzelasıyla yeni dönen, hemen hemen üç aydır ortalarda olmayan Bamba’nın ilk on birde yer bulması bile, ilginç gelmedi. Yarım yamalak bir idmana dahi çıkmadan sahaya sürülen Bamba’nın mental ve fizik yorgunluğu yok muydu?
Zokora ise ayrı dava.  İkinci yarı yapmış olduğu kartlık hareketle ve maç içindeki gereksiz tavırlarıyla Tolunay Hoca’nın oyuncu tercihlerini ne kadar yanlış kullandığını bir de o ispatlamış oldu.
Çok merak ediyorum, geçtiğimiz haftaki farklı galibiyetin ardından, bugünkü futbolcu inisiyatifleriyle alınan skoru oyuncularına nasıl izah edecek Kafkas?
***
İlk yarı boyunca oyunun kontrolü tamamen Sivasspor’un elindeydi. Trabzonspor açısından bırakın takım oyununu, bireysel olarak dahi kimin nerede olduğunu bile anlamak mümkün değildi!
‘Futbolcuların biri Hanya’da biri Konya’da. Biri kaz diyor, diğeri horoz anlıyor.’ misali bölgeler arası koordine sanki Karadeniz ile Marmara, Ege ile Akdeniz arasındaki uzaklık ve farklılık görüntüsü hissettirdi bize.
Şenol Hoca’yı protesto amaçlı sakallarını kesmeyen ve adeta Tarzanlaşan –bunu performansına yansıtmayan- Halil, Güneş’in gitmesi ile de bu inadından vazgeçmiş ve tıraşını olmuş. Tamam da, adama sormazlar mı? “Şenol Güneş’in sana tahammül ettiği kadar kim kime tahammül ederdi? Ne yani, senin saha içi kötü gidişatını boykot etmek için Trabzonspor taraftarları da sakal mı bıraksın?”
***
Malumunuz... Trabzon’da bu aralar bahar havası hakim. Geçen haftaki galibiyetin ardından, manşetler de havanın cazibesine aldanıp “Trabzonspor’da bahar!”, “Bahar geldi!”, “Kafkas Baharı” şeklinde atılmıştı.  Lakin öyle görünüyor ki hepimiz yalancı bahara inandık, havasına çok erken kapıldık! Umarım hava normaline kısa sürede döner, baharı da kışı da mevsimine göre yaşarız.