Türkiye siyasetinde son dönemin en dikkat çekici hikâyesi, CHP’nin uzun yıllar sonra yakaladığı ivme ve bu ivmenin üç isim etrafında şekillenmesi: Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş. Üçü birlikte bir “iktidar yürüyüşü”nün omurgasını oluşturuyor; ama aynı zamanda bu yürüyüşün en kırılgan noktası da onların arasındaki hassas denge. Çünkü siyaset, özellikle muhalefet siyaseti, uyumdan çok dengeyi kaldırır; ritmi bozulduğunda ise en güçlü yürüyüş bile sendeler.

Özgür Özel, CHP’ye uzun süredir görülmeyen bir dinamizm getirdi. Hem sert çıkışlarla gündem kuruyor hem de masada tansiyonu düşüren tavrıyla geniş bir kesimin sempatisini topluyor. Fakat asıl başarısı, partinin içinde kurduğu denge. İmamoğlu’nun hızlı ve risk alan yapısıyla Yavaş’ın sakin, ağırbaşlı ve geniş kitlelere hitap eden çizgisini aynı potada tutmaya çalışıyor. Bu üçlünün uyumu bozulursa CHP’nin iktidar rotası dağılır; Özel bunu bildiği için adımlarını milimetrik atıyor.

Ekrem İmamoğlu ise Türkiye siyasetinin en enerjik ve en tartışmalı figürü. Gençlerde umut, iktidarda tedirginlik, muhalefette heyecan yaratıyor. Siyaset tarzı yüksek risk içeriyor; bu da onu hem CHP’nin motor gücü hem de parti içi gerilimin potansiyel merkezi yapıyor. İmamoğlu’nun geleceğe dair daha büyük hedefleri olduğu artık kimse için sır değil. Bu hedef yükseldikçe Özel–İmamoğlu ilişkisi “stratejik uyum” ile “performans rekabeti” arasındaki ince çizgide yürüyecek.

Mansur Yavaş ise üçlü içinde en az konuşanı ve geniş bir güven alanına sahip olanı. Özellikle muhafazakâr ve kararsız seçmen için CHP’nin değiştiğini gösteren en güçlü işaret hâlâ Yavaş’ın profili. Onun sakin ve güven veren tarzı, CHP’nin sağa açılmasının kapısını oluşturuyor. İmamoğlu’nun enerjisiyle Özel’in siyasi ustalığının yanına Yavaş’ın sessiz gücü eklendiğinde tablo tamamlanıyor.

Bu denklemin adı aslında basit: Özel aklı temsil ediyor, İmamoğlu enerjiyi taşıyor, Yavaş güveni sağlıyor. CHP’nin iktidar yürüyüşü, tam da bu üç farklı karakterin birbirini dengelemesinden güç alıyor. Ama siyasetin gerçekleri ortada; muhalefet içindeki en küçük çatlak bile iktidarın ömrünü uzatır. Bu nedenle üçlü arasındaki uyum, bir lüks değil zorunluluktur.

Bugün Türkiye’de CHP’nin iktidara yaklaşma ihtimali konuşuluyorsa bunun mimarları bu üç isimdir. Fakat aynı zamanda bu yürüyüşün kaderini belirleyecek olan da onlardır. Birlikte yürümeyi başarabilirlerse Türkiye siyaseti yeni bir sayfa açabilir. Aralarına gölge düşerse, ülke yine eski ezberine döner.

Sözün özü, CHP’nin iktidar yolu, üç liderin birbirine ne kadar tahammül ettiğine, ne kadar omuz verdiğine ve ne kadar ortak hedefte birleştiğine bağlı. Üçü aynı çizgide kaldığı sürece iktidar uzak bir rüya değil, gerçek bir olasılıktır.