Bazı tarihler vardır, yalnızca geçmişi hatırlatmaz; bugün kim olduğumuzu ve yarına ne taşıdığımızı da düşündürür. 29 Ekim, bizim için böyle bir tarih.

Bir milletin kendi geleceğine sahip çıkma iradesinin adıydı Cumhuriyet. Mustafa Kemal Atatürk ve onunla aynı mücadeleyi veren yol arkadaşları, büyük zorlukların içinden bir gelecek umudu çıkardı. Yoklukların, savaşların ve belirsizliklerin ardından bir ülkeye yalnızca yeni bir yönetim biçimi değil, kendi kaderini belirleme hakkı kazandırdılar.

Bugün ay yıldızlı bayrağımızı gururla dalgalandırırken, o mücadelenin bize ne bıraktığını da hatırlamalıyız. Çünkü Cumhuriyet, yalnızca geçmişte kazanılmış bir zafer değil; bugün de anlamını koruması gereken büyük bir değer.

Peki, biz bu değeri hayatımızda ne kadar yaşatıyoruz?

Birbirimizi anlamaya çalışırken, farklı düşüncelere saygı duyarken, çocuklarımızın özgürce hayal kurmasına alan açarken… Her insanın eşit, özgür ve değerli olduğu bir hayatı savunurken Cumhuriyet’in bize gösterdiği yolu ne kadar izliyoruz?

Bu soruları sormak, bayramın coşkusunu azaltmaz. Aksine, o coşkuya anlam katar.

Atatürk’ü anmak, onun adını ve mücadelesini hatırlamak kadar, geleceğe duyduğu inancı da taşımaktır. Cumhuriyet’i korumak ise yalnızca onu geçmişin büyük bir kazanımı olarak görmekle değil, değerlerini gündelik hayatımızda yaşatmakla mümkündür.

Bugün Cumhuriyet Bayramı’nı büyük bir gururla kutluyoruz. Bu gururun, bize bırakılan emanete karşı sorumluluğumuzu da hatırlatmasını diliyorum.

Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Cumhuriyet’in kuruluşunda emeği olan tüm yol arkadaşlarını saygı, minnet ve özlemle anıyorum.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Ve unutmayalım: Cumhuriyet, bize bırakılan bir geçmiş olduğu kadar, birlikte kuracağımız gelecektir.

Dr. Meriç Yılmaz