Hakkında yeteri bilgi sahibi olmadığım ilginç bir etkinlik alanı. Sadece deve güreşleri değil, deveye dair bilgi dağarcığımın da sınırlı olduğunu geç fark ettim.

Türk atla özdeşleştirilmiş bir millet. Bu doğru, ama bir de deve gerçeği var. Anadolu Yörük Kültüründe devenin sahip olduğu özel yer pek bilinmiyor nedense!

Anadolu’nun göçebe Türkmen’i olan Yörüklerin, yaylarla kışlaklar arasında geçen hayatlarının vaz geçilmez dostları develerdir. Kıl çadırlarını ve donanımlarını develerle taşıyan Yörüklerde “Deve Kültürü” süreç içerisinde derin izler oluşturmuştur şüphesiz.

Yörüklerin yaşamını etkileyen unsurların başında coğrafi şartlar yer alır. Hayvanlarına daha verimli otlak alanları bulmak amacıyla sürekli göçmek durumunda olan Yörüklerin vaz geçilmezi olan develer, Yörük kültürü açısından büyük önem taşımaktadır. Zira her zaman güçlü ve dayanıklı olma mecburiyetinde olan Yörükler, hayatlarını güçlü ve dayanıklı bir hayvanla özdeşleştirdiler.

Tabii ki Yörüklerin iskana zorlanması ve devreye motorlu taşıtların girmesi deve sayısını oldukça azalttı. Ancak süreç, deveye dair güçlü bir sözlü kültürün oluşmasına yol açtı.

Devenin, Yörük kültüründe “Deve yükü” kadar izi var ve Yörükler gün gelecek “Deveyi düze çıkaracaklar” sanırım.

Yörük kültüründen haberdar olmak “Atla deve değil” aslında, tarihe bakmak yeter. Tarihe bakmak zor iş diyenler için, Toroslara bakmak yeter. Toroslar da neresi diyecek olanlara ise, “Şahin ile deve avlanmaz” demeliyiz herhalde.

    &&&&

Deve güreşleri; “Yörük Kültüründen” haberdar olmak isteyenler için, oldukça renkli alanlardan biridir şüphesiz.

Bu renkli alanla, 10.12.2023 tarihinde “Balıkesir-Burhaniye PELİTKÖY DEVE GÜREŞLERİ” etkinliğinde tanışma imkânı buldum.

Dostum Hasan Alemdar “Seni, Pelitköy deve güreşlerini birlikte izlemeye davet ediyorum” dediğinde oldukça heyecanlandım. 

Yörük kültürünün en özel alanlarından birine tanık olmak üzere Bursa-Balıkesir-Burhaniye güzergahında, sonbaharın son demlerini izleyerek ilerlemek çok keyifliydi doğrusu.

    &&&&

Körfez; bir cennet, “Ölmez ağaçlarla” donatılmış bir cennet. 

Ancak ne yazık ki buralarda da betonlaşma çoktan şaha kalkmış.

Pelitköy, körfezin şirin köylerinden biri. Zeytin ağaçları; köyün içerisine doğru yol alan konukların başına konfetiler yağdırıyor adeta. 

Ölmez ağaçlara eşlik eden develer, atmosfere tarifsiz katkı sunmuşlar. Yörük Kültürünün motifleriyle donanmış olan yüzlerce gösterişli deve, unutulmaz bir yörük defilesi sunmaya hazır gibiler.

Antalya’dan Muğla’ya, Aydın’dan Çanakkale’ye Yörükler kültürlerini develerine yükleyerek Pelitköyde saf tutmuşlar adeta. Alana girerken asılı olan afişlerden anladım ki Pelitköy deve güreşlerinin gerçekleşmesinde, Burhaniye Belediyesi’nin ve Yargıtay Onursal Başkanı Sayın İsmail Rüştü Cirit’in desteklerinin önemli payı var.

Yaklaşık 150 deve ve deveci gururlu bir duruşla sırasını bekliyor.  Güreş alanını tıka basa doldurmuş olan Yörüklerin gözü alanda, kulağı cazgırda.

Cazgırın; davudi sesi, düzgün Türkçesi, Tarihe ve Yörük edebiyatına hakim olan dağarcığı çok dikkat çekiciydi doğrusu.

Açılış duyurularından da anladım ki İsmail Rüştü Cirit, namı diğer “Başkan” bu yöre için çok özel biri.

Güreş alanı Yörükler tarafından kuşatılmış; çoluk-çocuk, genç-ihtiyar yeni anılar biriktirmek üzere hazırlıklarını tamamlamışlar.

Ve develer alanda.

Ben de tanıştığım devecilerden, güreşlere dair bilgiler edinerek izleme öncesi hazırlığımı yaptım.

Develerin insan güreşine benzeyen ve en fazla on dakika süren mücadelelerinin yanında; devecilerin, develeri aracılığıyla sergiledikleri kültürel sunum tarifsiz bir festival gibiydi. 

Türkmen-Yörük Kültürüne dair yeni şeyler öğrenmek, unutmak üzere olduğum bazı değerleri yeniden canlandırmak benim için çok kıymetli oldu. 

Tazelenerek ve zenginleşerek alandan ayrıldım.

Öğrendim ki; geleneksel olarak sürdürülen deve güreşlerinin ilki, 19. Yüzyılda Aydın-Germencik-Hıdırbeyli köyünde yapılmış.

Öğrendim ki Pehlivan diye anılan develer, Aralık ayından, Martın ortalarına kadar Ege -Akdeniz arasında deve güreşi alanlarında sahne alarak, Yörük Kültürünü tazeleyip bahara hazırlıyorlar adeta. 

Öğrendim ki deveciler ve güreşleri himaye edenler bölgede çok itibar görüyorlar.

Öğrendim ki; güreşçiler “Tülü” adı verilen erkek develer arasında seçiliyor ve “Savran” denilen deve bakıcıları tarafından yetiştiriliyor.

Ve anladım ki “Deve Güreşleri” sadece güreş değil, “Yörük Kültürünü” yaşatma gayretiymiş.

Bu gayrete destek veren bütün paydaşları tebrik ediyorum; Yörükleri kültürel sahiplenme tutumlarından dolayı kutluyorum. 

Anladım ki; Yörük kültürünün efelerinden, “Başkan” İsmail Rüştü Cirit, desteğiyle kültüre değer katıyor. 

    &&&&

“Deve Güreşleri”, şüphesiz ki Türk Kültürünün önemli damarlarından biri ama ne yazık ki yeterli ilgiyi henüz göremiyor.

Türk Kültürünü önemseyenler, bu renkli alan sizi bekliyor. Yeni Ağalara, ulusal ve uluslararası tanıtıma ciddi anlamda ihtiyaç var.

Yaşasın kadim Yörük Kültürü, Yaşasın Türk Kültürünü yaşatma sevdalıları.

    &&&&

Teşekkürler dostum, teşekkürler “2022 Pelitköy Deve Güreşleri” ağası Hasan Alemdar.