Bir kez daha vurgulamak gerekir ki Trabzonspor’u şampiyonluk dışında bir derecenin tatmin etmesi kolay değildir.

Ancak mevcut kadro yapısı göz önünde bulundurulduğunda, Bordo-Mavili ekibin bu sezon ortaya koyduğu performansın hakkını teslim etmek gerekir.

Tabi gönlümüzden geçen Bordo-Mavili ekibin şampiyonluk ipini göğüslemesi.

Ancak ligin bitimine yedi hafta kala, Trabzonspor adına en gerçekçi hedefin şampiyonluktan ziyade ligi ikinci sırada tamamlamak olduğu görülüyor.

Bu noktada elde edilecek bir ikincilik, asla küçümsenmemesi gereken bir başarı olacaktır. Üstelik mevcut tabloya bakıldığında, bu hedefin ulaşılmaz olmadığı da açıkça ortadadır. Yeter ki son haftalarda yakalanan form grafiği, ligin kalan bölümünde de sahaya aynı kararlılıkla yansıtılabilsin.

Temennimiz, Trabzonspor’un sezonun geri kalanında da istikrarlı performansını sürdürmesi ve hedeflediği noktaya ulaşarak ligi güçlü bir şekilde tamamlamasıdır.

Öte yandan Bordo-Mavili ekibin bir diğer önemli hedefi de Türkiye Kupası.

Son iki sezonda final oynama başarısı göstermesine rağmen kupaya uzanamayan Trabzonspor’un, bu sezon “şeytanın bacağını kırması” en büyük beklentilerden biri. Türkiye Kupası’nda elde edilecek bir şampiyonluk, hem camiaya moral verecek hem de sezonun genel değerlendirmesinde önemli bir kazanım olarak haneye yazılacaktır.

……………

SONUÇ VAR OYUN YOK

Trabzonspor adına bu sezonun en büyük handikapı, kuşkusuz ortaya konan futbolun yetersizliği. Zaman zaman alınan sonuçlar yüzleri güldürse de sahadaki oyunun beklentilerin oldukça altında kalması, camiada moralleri aşağı çekiyor.

Sezon başından bu yana kazanılan maçlar da dahil olmak üzere Bordo-Mavili ekibin futbol anlamında istenilen seviyeye bir türlü ulaşamadığı açıkça görülüyor.

En dikkat çeken sorun ise istikrar eksikliği.

Trabzonspor, oyun anlamında bir türlü sürdürülebilir bir çizgi yakalayabilmiş değil.

Öyle bir tablo var ki, rakip kim olursa olsun “Bu maçı Trabzonspor rahat kazanır” diyebilmek neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda.

Her hafta benzer bir senaryoya tanıklık ediyor, her maçı adeta dişimizi sıkarak izliyoruz. Bu noktada Trabzonspor’un oyun kalitesini yukarıya çekmesi şart.

Bordo-Mavili ekibin Teknik Direktörü Fatih Tekke ve ekibine önemli sorumluluk düşüyor. Beklentileri karşılayan, daha güven veren bir oyun anlayışının sahaya yansıtılması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiş durumda.

…………………

BÜYÜK MAÇ HASRETİ

Trabzonspor, mevcut oyun yapısıyla Anadolu takımlarına karşı zaman zaman üstünlük kurabilse de üst düzey rakipler karşısında ciddi sıkıntılar yaşıyor.

Özellikle Bordo-Mavili ekibin son yıllarda üç büyük İstanbul takımı karşısında galibiyeti adeta unuttuğu bir gerçek. Bu rakipler karşısında alınan üst üste mağlubiyetler, hem takım üzerinde hem de camiada önemli bir moral bozukluğu yaratıyor.

Üstelik bu tablo, Trabzonspor’un alışık olduğu bir durum değil.

Bu nedenle söz konusu olumsuz gidişata bir an önce son verilmesi gerekiyor.

Büyük maç kazanma hasretini sona erdirmek adına Galatasaray karşılaşması önemli bir fırsat olarak öne çıkıyor.

Trabzonspor’un, ezeli rakibi karşısında alacağı bir galibiyetle bu kötü seriyi sonlandırması en büyük beklenti.

Böyle bir derbi zaferi yalnızca kötü gidişatı bitirmekle kalmayacak, aynı zamanda Trabzonspor’u zirve yarışında daha iddialı bir konuma taşıyacaktır.

Bununla birlikte elde edilecek galibiyet, camiaya da ciddi bir moral ve özgüven kazandıracaktır.

……………….

SORU İŞARETİ YARATAN SEÇİMLER

Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke’nin ortaya koyduğu genel performansın oldukça başarılı olduğunu teslim etmek gerekir.

Kendisi için ne kadar övgü dolu sözler sarf edilse yeridir.

Ancak buna rağmen, zaman zaman yaptığı oyuncu tercihleri kamuoyunda soru işaretleri yaratabiliyor. Nitekim ligde Eyüpspor ile oynanan karşılaşmanın ilk 11’i açıklandığında, birçok kişi gibi biz de “Bu nasıl bir tercih?” demekten kendimizi alamadık. Özellikle Augusto ve Pina gibi iki kilit oyuncunun yedek kulübesinde başlaması, Bordo-Mavili ekibin oyun gücünü ciddi şekilde zayıflattı.

İkinci yarıda oyuna dahil olan bu iki oyuncunun, maçın Trabzonspor lehine sonuçlanmasında önemli rol oynaması da bu tercihin ne kadar tartışmaya açık olduğunu ortaya koydu. Elbette teknik direktörün bir bildiği vardır; ancak bazı oyuncular vardır ki onları sahadan kesmek her zaman doğru sonuçlar doğurmayabilir.

Bu noktada, Trabzonspor kadrosunda “vazgeçilmez” olarak nitelendirilebilecek isimlerden ikisinin Augusto ve Pina olduğu kanaatindeyim.

Zaman zaman performansları eleştirilebilir; ancak mevcut kadro yapısı içinde bu oyuncuların yerini doldurabilecek alternatiflerin bulunmadığı da bir gerçek.

Kaldı ki, formsuz oldukları dönemlerde bile takıma sağladıkları katkı, alternatiflerine kıyasla daha belirgin.

Son söz elbette teknik direktör Fatih Tekke’ye ait.

Bizimkisi yalnızca bir hatırlatma, bir uyarı…

............

PROFESYONELLİK NEREDE?

Trabzonspor’u gelecek hafta oldukça zorlu bir 90 dakika bekliyor.

Bordo-Mavili ekip, sahasında ve taraftarı önünde Galatasaray’ı konuk edecek.

Bu kritik karşılaşma öncesinde Trabzonspor’da ceza sınırında bulunan oyuncular dikkat çekiyordu.

Bu isimlerden biri de Christ Inao Oulai idi.

Ancak yapılan tüm uyarılara rağmen genç oyuncu, yine kart görmekten kaçamadı. Orta sahada, üstelik gereksiz bir pozisyonda gördüğü sarı kartla cezalı duruma düştü. Böylece takımını, en çok ihtiyaç duyulan bir maçta yalnız bırakmış oldu.

İşin en düşündürücü tarafı ise bu tür hataların tekrar ediyor olması.

Cezalı duruma düştükten sonra yaşanan üzüntü, verilen tepkiler elbette anlaşılabilir; ancak asıl önemli olan o noktaya hiç gelmemek.

Profesyonel bir futbolcunun, bu denli kritik bir süreçte çok daha kontrollü ve bilinçli hareket etmesi gerekir.

Açıkçası, bu tür sorumsuzlukları anlamlandırmakta zorlanıyoruz.

Trabzonspor’un böylesine önemli bir maç öncesinde yaşadığı bu kayıp, kabul edilmesi güç bir tablo olarak karşımızda duruyor.

............

GEÇ GELEN PAYLAŞIMLAR

3. Lig 3. Grup’ta Sebat Gençlik adeta fırtına gibi esiyor.

Kırmızı-Beyazlı ekip, adım adım şampiyonluğa ilerlerken, güçlü rakiplerin arasından sıyrılarak zirvede yer almayı başarıyor.

Bu başarıda emeği geçen başta yönetim olmak üzere teknik heyeti ve futbolcuları tebrik etmek gerekiyor.

Temennimiz, kalan haftalarda da aynı kararlılığı sürdürerek engelleri birer birer aşmaları ve sezon sonunda mutlu sona ulaşmalarıdır.

Sebat Gençlik’in ortaya koyduğu bu performans, bölge futbolu adına da gurur verici bir tablo ortaya koyuyor. Ancak saha içindeki bu başarılı görüntüye rağmen, kulübün iletişim tarafında dikkat çeken bir eksiklik söz konusu.

Özellikle yapılan haber paylaşımlarının saatleri soru işareti yaratıyor.

Örneğin rutin bir antrenman haberi gece 22.30’da servis ediliyor.

O saatte yapılan bir paylaşımın kime ne kadar ulaşacağı ise tartışmalı.

Günümüz dijital dünyasında anlık paylaşım önemli olsa da, yerel basının işleyişi de göz ardı edilmemeli. Zira gazeteler o saatlerde çoktan baskıya giriyor ve dağıtım sürecine geçmiş oluyor. Dolayısıyla geç saatlerde yapılan paylaşımlar, basında yeterince yer bulma şansını kaçırıyor. Eğer kulüp yöneticileri Sebat Gençlik’in başarılarının gazetelerde daha fazla yer almasını istiyorsa, haber akışının zamanlamasına daha fazla özen göstermeleri gerekiyor.

Bizden hatırlatması…