Trabzonsporlu Başkan, başlıklı yazımızdan sonra olumlu veya olumsuz tepkiler aldık. Elbette herkesin gönlüne göre yazmak gibi ne bir iddiamız ne de niyetimiz var. Ancak her yazımızdan sonra kendimizi sorgulamamız, vicdan muhasebesi yapmamızdan daha doğal ne olabilir ki? “Kendi kendime acaba birilerine haksızlık mı yaptık?” derken, geçtiğimiz günlerde Başbakan Erdoğan şike sürecine yönelik, kıymeti kendinden menkul, spor hukuku literatürüne kazandırdığı “Şahısların yaptıkları tüzel kişileri bağlamaz!” vecizesi ile tarihe bilmem ama kendi tabanı da dâhil ehli vicdanlıların kalplerine derin bir yara daha açtı. Başbakan şayet bu sözü bir başkası söylese ona nasıl yüklenip “Bu ne demek? Şimdi puanları başkan alıp kendi hanesine mi yazdırdı? Kupayı başkan alıp evinin mutena bir köşesine mi yerleştirdi? Böyle bir mantık olabilir mi?” diye boş kaleye gol atmış futbolcu çığlıkları atardı.
Elbette siyasiler de gaf yapabilirler. Ben sayın Başbakan’ın son zamanlardaki suskunluğunu biraz da nedametine bağlıyordum. Oysa ne mahkeme kararları, ne savcının iddianamesi, ne UEFA tahkiminin kararları Başbakan’ı etkilememiş. Hala bu ülkenin ekseriyetini hırsızdan yana olduğunu düşünüp, gerek taraftarlık adına, gerekse oy uğruna aynı mesajı yineleyip duruyor. Oysa yargıyı etkileyebilecek bir demecin hesabını mahşerde vereceğinin hesabını Başbakan bilmez mi? Bir demeçle milyonların oyunu etkilediğini, Trabzon özelinde irtifa kaybettiğini, yere çakılmak üzere olduğunu kimse söylemiyor mu?
Hoş; gazetemizin yayın politikaları doğrultusunda, doğru bildiklerimizi; kalemimizi kullanabildiğimiz ölçüde, şahıslarla uğraşmadan, birilerini karalamadan, birilerine sataşıp prim yapma gayreti içinde olmadan, duruşumuzdan, asaletimizden taviz vermeden dik durarak ama kimseye dikleşmeden yazmaya devam edeceğiz.
Benim şehrim Trabzon, tutkum, heyecanım, sevdam Trabzonspor.
Her kim ki şehrime ve takımıma zarar vermeye kalkar, avazım çıktığı kadar bağırırım.
İlgili ilgisiz herkeste bir Trabzonspor düşmanlığıdır gidiyor.
Ne alaka ise Mahmut Ağa cemaati lideri bile Trabzonspor’un şampiyon olmaması için beddua etmiş. Aziz Yıldırım’la oda arkadaşlığı yapan Cübbeli Ahmet Hoca “Körle yatan şaşı kalkar.” atasözünü teyit edercesine çalışıyor, galiba. Kim bilir hırsızlığın da kitapta yerini bulmuş olabilir. Herhalde cemaat bulamayınca bizim tribünlere göz diktiler.
Adı bir tek sporla anılmamış, eski Anaplı, sonra Demokrat Partili, şimdi Avrasya Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ömer Yıldız Bey “Trabzonspor şehri geri bırakıyor, şehre zarar veriyor” demiş. Elbette Avrasya Üniversitesi henüz emekleme çağında, inşallah o da Trabzon’un markalaşmasında önemli bir katkı sağlar, Sayın Başkan öğrencilerinin Trabzon’a gelmesindeki en önemli faktörün Trabzonspor olduğunu bir anket yaptırıp, sonuçlarına göre konuşsun. Eğer Trabzon gençler için bir çekim merkezi ise bunda birinci sebep Trabzonspor’dur.
Ayrıca özellikle politize olmuş çevrelerde AKP’ye haksızlık yaptığımız konusunda eleştiriler aldık. Bugün ve her dönemde Trabzon’un gerek kendi milletvekilleri gerekse Trabzon menşeili vekilleri ile meclisin ağırlıklı grubu olmuştur. “Şike sürecinde Trabzonspor eski başkanları dâhil olmak üzere kim üzerine düşeni yaptı?” denilse kim yüz üzerinden 70-80 alabilir ki?
Kulüp eski başkanı Sadri Şener bile Aziz Yıldırım’la olan iş ilişkilerinden dolayı, Fenerbahçe’yi bu beladan kurtarma ihalesinin taşeron firmasının başı Demirören’le kâğıda dökülmeyen gizli pazarlıklar yüzünden Trabzonspor’a zarar vermiştir.
Süreçte en önemli aktör olması gereken Trabzon’un partili partisiz herkesin Faruk ağabeyi ne kadar topa girmiştir. Elbette Trabzonsporluluğunu tartışmak gibi bir ukalalığımız yok, ama bu direnişte kutup yıldızı olmak Sayın Özak’a hem yakışır, hem de mazisinin kendine biçtiği bir misyonu yerine getirmiş olurdu diye düşünüyorum.
Bu arada elbette tüm diğer vekillere de sözümüz; Trabzon özelinde söyledikleri söyleyecekleri hamasi Trabzonsporluluk nutuklarının artık tutmayacağını, Trabzon siyasetinin bu sınavda sınıfta kaldığını artık yüz puanlık nutukların bile prestij kazandırmayacağını, halk bir şey sormazsa ( ki öyle bir şansınız yok) bu konuyu hiç gündeme getirmemeniz menfaatiniz icabıdır. Ancak siz de şahısların yaptıkları tüzel kişileri bağlamaz yanlışına düşerseniz, şikecilerin yaptıklarının Trabzonspor tüzel kişiliğine verdiği zararın hesabını vermek zorundasınız, iktidarı ve muhalefetiyle.
Seçime kadar bu temcit pilavını ısıtıp ısıtıp masaya getirmek niyetinde olduğumdan hülasa-ı kelam biz TRABZONLU TRABZONSPORLULAR olarak bir DONKİŞOT arıyoruz. Donkişot’umuzun işi kolay değil! Yel değirmenine karşı savaşmayı göze almayı bilecek kadar yürekli, gözü pek olmalı.
Muhtaç olduğun kudret Trabzon’daki TRABZONSPORLULARDA mevcuttur. Yeter ki yürekli, cesaretli, vizyon sahibi ama mutlaka TRABZONSPORLU ol!