Trabzon “Yeni Parti” siyasetinde maskeler düşüyor; hakiki mücadele ile kariyerist hesaplar arasındaki sınır her geçen gün biraz daha belirginleşiyor. Karadeniz’in fırtınalı coğrafyasında, her platformda Ekrem İmamoğlu’nun adını yankılatıp onun adalet ve değişim rüzgârından siyasi rant devşirenlerin, iş kendi etki alanlarındaki yerel demokrasiye geldiğinde nasıl birer parti içi otokrata dönüştüğü Trabzon genelindeki kongre ve seçim süreçleriyle bir kez daha tescillendi.
Tabanın İradesine Blok Liste Darbesi
Demokrasinin özü uzlaşı, ortak akıl ve farklı eğilimlerin temsili iken; Trabzon siyasetine yön vermeye çalışanlar, sandıktan çıkan çoğulcu tabloyu ve geniş taban iradesini hiçe saydı. Tabanın çoğunluğunu oluşturan farklı kesimleri yok sayan blok liste dayatmasıyla yönetim kurulları şekillendirildi.
Daha da vahimi, bu antidemokratik mühendisliğe il düzeyindeki aktörler çanak tuttu. Siyasi ikbal peşinde koşanlar; kürsülerde halkın iradesinden ve parti içi demokrasiden bahsederken, kapalı kapılar ardında kendi küçük iktidar alanlarını tahkim etmek için bu operasyonlara göz yumdu, hatta ön ayak oldu.
Asıl Soru: Bu Sessizlik Kimin Eseri?
Demokratik bir yarışla şekillenen sandık iradesini bile antidemokratik yöntemlerle ve liste dayatmalarıyla baskılayanlara karşı sessiz kalanlar; bugün ellerini vicdanlarına koyup şu soruyu yanıtlamak zorundadır: Siz gerçekten Ekrem İmamoğlu’nun yanında mısınız, yoksa İmamoğlu’nun maruz kaldığı hukuksuzlukları kendi koltuğunuz ve siyasi rantınız için bir kalkan mı yapıyorsunuz?
Bir insanın veya bir değişimin yanında durmak; sadece adliye salonlarının önünde ya da kameralar karşısında hamaset yapmakla olmaz. Gerçek yoldaşlık; yerelde de adaleti savunmakla, sandıktan çıkan taban iradesine saygı duymakla ve parti içinde otokratik vesayet odaklarına karşı dik durmakla mümkündür.
Trabzon’un sokakları ve Karadeniz’in ortak vicdanı bu ikiyüzlülüğü asla unutmayacaktır. Şahsi çıkarlarını demokrasinin ve halkın iradesinin üstünde tutanlar bilsinler ki; Trabzon’un onurlu insanları bu düzene boyun eğmeyecektir. Gerçek değişim; masalarda liste çizenlerin değil, sandıkta ve sokakta adaleti savunanların elleriyle yükselecektir.