Siyasette bazen rakamlar, uzun nutuklardan çok şey anlatır. Ekrem İmamoğlu’nun 15 milyon oyla cumhurbaşkanı adayı ilan edilmesi, milyonlarca insanın adalet, hukuk devleti ve demokratik temsil talebinin güçlü bir ifadesiydi. Bugün duruşma salonlarının önceki dönemlere kıyasla daha az kalabalık görünmesi, bu ilginin sönümlendiği anlamına mı geliyor? Yoksa özellikle Trabzonlu siyasetçilerin ve bölge figürlerinin belirgin suskunluğu, bu ilginin başka adreslere mi kaydığı sorusunu akıllara getiriyor?

Bu soruya yalnızca adliye koridorlarına bakarak cevap verilemez. Siyasi destek her zaman görünür değildir; bazen ekonomik kaygılar ve geçim mücadelesi nedeniyle gündelik hayatın içine çekilir. Ancak ilk günkü yoğun ilgi ile sonraki oturumlardaki sakinlik arasındaki fark, "İmamoğlu unutuldu mu?" veya "Destek başka isimlere mi kayıyor?" sorularını gündeme getiriyor. Bence sorun unutulmak değil, ilginin biçim değiştirmesidir.

Yine de bu değişim muhalefet için bir uyarıdır. Siyaset görünürlük, örgütlü çalışma ve sürekli temas ister. 15 milyon oyun yarattığı enerjinin kalıcı olması için desteğin sosyal medya paylaşımlarına sıkışmaması, gündelik sorunlara dokunan somut bir siyaset anlayışına dönüşmesi gerekir. Bu sorumluluk yalnızca İmamoğlu'na veya parti yönetimine değil, sürecin pasif izleyicisi olmaktan çıkması gereken seçmenlere de aittir.

Asıl bakılması gereken, bu oyların nasıl bir siyasi programa dönüştürüleceğidir. Beklentiler açıktır: Gençler iş, emekliler insanca yaşam, kadınlar güvenli bir hayat, yurttaşlar ise adalet ve şeffaf yönetim istemektedir. İmamoğlu’nun siyasi geleceği de bu beklentilere ne ölçüde yanıt verebildiğiyle şekillenecektir. Sadece mağduriyet üzerinden yürüyen bir siyaset zamanla etkisini yitirir; bu nedenle ülkenin sorunlarına somut çözümler ortaya koymak zorunludur.

Bugün adliye önündeki kalabalıkların azalması toplumun ilgisini kaybettiği anlamına gelmez. Fakat bu durum, desteği kalıcı bir demokratik harekete dönüştürmek için yurttaşlarla daha güçlü bağlar kurmak gerektiğini gösterir. 15 milyon oyun anlamını koruyabilmesi için temsil ettiği adalet ve değişim talebi canlı tutulmalıdır.

Duruşma salonundaki sandalye sayısı sandık iradesinin tamamını göstermez; ancak o sandalyelerin neden boşaldığını ve ilginin başka odaklara kayıp kaymadığını anlamak siyasetin görevidir.