Devlette bazı makamlar yalnızca oturmak için değil, üretmek, yön vermek ve geleceği kurmak içindir.
DOKAP’ın başındaysanız mesele makam aracıyla şehir şehir dolaşmak, protokolde görünmek ya da toplantıdan toplantıya koşmak değildir. Asıl mesele, gittiğiniz şehirde ne bıraktığınızdır.
Yeni bir proje mi? Yeni bir yatırım fikri mi? Yeni bir ufuk mu?
Yoksa yalnızca ziyaretler, fotoğraflar ve protokol görüntüleri mi?
Çünkü kalkınma yöneticiliği görünmek değil, sonuç göstermektir.
LİYAKAT: KOLTUKLA BİRİKİM ARASINDAKİ MESAFE
Hakan Gültekin’in geçmişine baktığımızda ilahiyat eğitimi, işletme yüksek lisansı ve ağırlıklı olarak siyasi teşkilat ile yerel yönetim tecrübesi görüyoruz.
AK Parti Ardeşen İlçe Başkanlığı, Rize’de teşkilat görevleri, İl Genel Meclisi üyeliği ve başkanlığı, ardından Ardeşen Belediye Başkanlığı...
Bunların her biri elbette birer tecrübedir. Ancak bölgesel kalkınma, proje, planlama, yatırım, teknik koordinasyon ve uzun vadeli vizyon isteyen farklı bir alandır.
Üstelik sözünü ettiğimiz kurum tek bir şehre bakmıyor.
DOKAP’ın sorumluluk alanında Amasya, Artvin, Bayburt, Çorum, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Samsun, Tokat ve Trabzon olmak üzere tam 11 il bulunuyor.
İlçeleriyle birlikte düşünüldüğünde neredeyse Karadeniz Bölgesi’nin tamamına yayılan devasa bir coğrafyadan söz ediyoruz.
Bu 11 ilin sanayisi farklı, tarımı farklı, turizmi farklı, ekonomik yapısı farklı, beklentisi farklı.
Böylesine geniş bir coğrafyanın kalkınmasına yön verebilmek ciddi bilgi, tecrübe, birikim ve vizyon ister.
O halde soru açık.
Bu kadar geniş bir coğrafyanın sanayisini, ekonomisini, üretim yapısını ve ihtiyaçlarını okuyup yol haritası çizecek bilgi birikimine, tecrübeye ve donanıma sahip misiniz?
Daha basitini de soralım.
Sorumluluk alanınızdaki 11 ili bir çırpıda sayabilir misiniz?
Peki bu 11 ilde toplam kaç ilçe bulunduğunu biliyor musunuz?
Çünkü yönetmek, önce yönettiğiniz coğrafyaya hâkim olmakla başlar.
Bu siyasi ve yerel yönetim tecrübesi böylesine teknik ve stratejik bir kalkınma makamı için tek başına yeterli midir?
Liyakat tartışması tam da burada başlıyor.
Kalkınma idareleri siyasi görevi sona eren isimlerin bekleme odası değildir. Devletin hassas makamları birilerine makam bulmak için değil, memlekete çözüm bulmak için vardır.
Burada kaybedilen zaman bir bürokratın değil, bir bölgenin zamanıdır.
Bir başka nokta da dikkat çekici.
Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde tek bir ilin geleceği için gösterilen olağanüstü hassasiyet, mücadele ve sahiplenme ortadayken, DOKAP gibi 11 ili kapsayan dev bir yapının başındaki görevin sessiz sedasız sürdürülmesi de düşündürücüdür.
TRABZON NEDEN PAS GEÇİLİYOR?
DOKAP’ın görevi adı üzerinde kalkınmadır.
O halde soralım.
Trabzon’da hangi büyük kalkınma fikri toplumun önüne konuldu?
Giresun’da hangi yeni ekonomik yönelim insanları heyecanlandırdı?
Hangi genç, hangi girişimci, hangi sanayici DOKAP sayesinde önünde yeni bir yol açıldığını hissetti?
Kurumun toplantıları, protokolleri ve projeleri olabilir. Ama mesele yalnızca faaliyet üretmek değildir.
Mesele iz bırakmaktır.
Kaç fotoğraf verildiği değil, kaç yol açıldığıdır.
İşte tam burada Ünye örneği öne çıkıyor.
Ünye gibi tek bir ilçede altı projenin öne çıktığı bir tablo varsa bunun hangi ihtiyaç, hangi öncelik ve hangi objektif ölçütle gerçekleştiğinin açıklanması gerekir.
Giresun’daki gönül bağını anladık diyelim.
Rize’deki memleket aidiyetini de anladık.
Peki Ünye’ye gösterilen bu yoğun ilginin gerekçesi nedir?
Aynı hassasiyet DOKAP’ın sorumluluk alanındaki diğer illere ve ilçelere neden aynı ölçüde yansımıyor?
Mesele Ünye’ye neden proje yapıldığı değildir.
Mesele 11 ilin tamamında kamu kaynaklarının hangi ölçüte göre dağıtıldığıdır.
Şehirlerle kurulan ilişkinin tonu da önem kazanıyor.
Giresun’da duygusal yakınlık ve hemşehrilik dili öne çıkabiliyor. Rize’de güçlü bir memleket aidiyeti hissediliyor.
Peki Trabzon?
Trabzon’da toplantılar ve projeler var. Dolayısıyla “hiçbir şey yapılmadı” demek doğru olmaz.
Fakat aynı sahiplenme, aynı sıcaklık ve aynı görünürlük hissi oluşmuyorsa kamuoyu şu soruyu sormakta haklıdır:
Trabzon burada pas mı geçiliyor?
Trabzon, DOKAP’ın sorumluluk alanında sıradan bir durak değildir.
Üniversiteleriyle, sanayisiyle, ticaret geleneğiyle, girişimcisiyle ve insan kaynağıyla bölgenin lokomotif şehirlerinden biridir.
Böyle bir şehirde bir kalkınma kurumunun varlığı yalnızca toplantı takvimleriyle değil, şehirde oluşturduğu heyecanla ve açtığı yeni ufukla hissedilmelidir.
Bir kamu yöneticisi bazı şehirlerde daha sıcak, daha sahiplenen ve daha görünür bir dil kurarken Trabzon’da daha rutin, daha mesafeli ve daha bürokratik bir görüntü veriyorsa kamuoyu bunun nedenini sormakta haklıdır.
Bu kişisel husumet değildir.
Bu, kamu adına hesap sorma hakkıdır.
Bir yöneticinin memleketini sevmesi doğaldır. Fakat devlet makamına oturduğunuz anda artık yalnızca doğduğunuz şehrin değil, sorumluluk alanınızdaki bütün şehirlerin yöneticisisinizdir.
Ölçü hemşehrilik değil, hakkaniyet, liyakat, üretkenlik ve eşit mesafedir.
MAKAM ARACI DEĞİL, KALKINMA ROTASI
Bir kamu yöneticisinin başarısı makam aracının yaptığı kilometreyle ölçülmez.
Devletin aracı şehir şehir dolaşabilir. Önemli olan o aracın arkasında ne kaldığıdır.
Makam aracının kapısı her açıldığında bölgeye de yeni bir kapı açılmıyorsa, yapılan kilometrenin kalkınma açısından ne ifade ettiğini sormak gerekir.
Devletin imkânları yöneticinin görünürlüğünü büyütmek için değil, milletin imkânlarını büyütmek için vardır.
BAŞARI, KOLTUĞA DEĞER KATMAKTIR
Günün sonunda sorulması gereken soru çok basittir.
Bu bölge onun döneminde yeni bir ufuk gördü mü, görmedi mi?
Başarı koltuğu işgal etmek değil o koltuğa güç vermek ve sorumluluk altınızdaki tüm 11 ili ve ilçelerini adaletli bir şekilde ihya etmektir.