Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, il kongresi sürecinin başında çok adaylı yarışın partiye zarar vereceğini savunuyor, mevcut İl Başkanı Mustafa Bak’la devam edilmesi gerektiğini söylüyordu. Aradan birkaç hafta geçti, aynı Kaya bu kez Bak’ın karşısına aday çıkarma arayışına girdi.

Siyasette fikir değişebilir. Ancak bu kadar kısa sürede rota değişince soru da kaçınılmaz hâle geliyor. Değişen partinin menfaati miydi, yoksa siyasi hesap mı?

Kulislerde konuşulanlara göre farklı isimlerin kapısı çalındı. Ancak bazı isimler, “Biz yola çıktığımız insanı yarı yolda bırakmayız, yolda bulduklarımızı yola çıktıklarımıza değişmeyiz” diyerek teklifi geri çevirdi. Arayışın sonunda Güzide Önsel Uzun, Mustafa Bak’ın karşısına aday olarak çıktı.

Sandık Yalnızca Uzun’u Yenmedi

Kongrede sandık açıldığında yalnızca bir aday kaybetmedi, bir siyasi hesabın da tutmadığı ortaya çıktı.

Pusulada Güzide Önsel Uzun’un adı vardı. Fakat bu mağlubiyetin bütün yükünü onun omuzlarına bırakmak, fotoğrafın yalnızca yarısını görmektir.

Çünkü aday arayan, isimleri yoklayan ve sonunda siyasi ağırlığını bu yarışa koyan Ahmet Kaya’ydı. Bu nedenle sandıktan çıkan sonuç, Uzun kadar onu bu yarışa taşıyan siyasi iradenin de hanesine yazılmalıdır.

Ortahisar Belediye Başkanlığı’nı kazanmak önemli bir başarıdır. Ancak belediye seçimini kazanmak, siyasetin tapusunu almak değildir. Hele teşkilat üzerinde sınırsız söz sahibi olmak hiç değildir.

Kongre delegesi tam da bunu gösterdi.

Kaya’nın tepeden bakan, “Ben bilirim, ben belirlerim” anlayışı delegede karşılık bulmadı. Delege kendisine gösterilen adrese değil, kendi iradesine oy verdi. Kaya’nın siyasi işareti sandıkta karşılık bulmadı.

Asıl mesaj da burada.

Artık tartışılması gereken yalnızca “Uzun neden kaybetti?” değildir. Asıl soru, Kaya’nın teşkilattaki etkisini neden olduğundan büyük hesapladığı ve bu hesabın sandıkta neden çöktüğüdür.

Makam Başka, Siyasi Güven Başka

Belediye başkanı olmak güç verir ama teşkilata hükmetme hakkı vermez. Seçim kazanmak başarıdır ama “Ben ne dersem o olur” anlayışının ruhsatı değildir.

Çünkü siyasette makam geçicidir, güven kalıcı sermayedir.

Delege de seçmen de kendisine yukarıdan bakılmasını sevmez. Bugün parti delegesi siyasi dayatmaya “hayır” der, yarın aynı cevabı seçmen verir.

Hiçbir seçim zaferi sonsuz kredi değildir. Hiçbir makam sahibine dokunulmazlık sağlamaz. Kongrenin Kaya’ya verdiği mesaj bu açıdan nettir. Belediyeyi kazanmış olabilirsiniz ama teşkilat kimsenin şahsi alanı değildir.

Üstelik yerel seçimler yalnızca parti tabanının oyuyla kazanılmıyor. Farklı siyasi görüşlerden seçmenin güvenini korumak gerekiyor. Kendi teşkilatında karşılık bulmayan bir üslubun, yarın daha geniş seçmen kitlesinde nasıl karşılık bulacağı da şimdiden düşünülmelidir.

Asıl Sınav Şimdi Başlıyor

Mustafa Bak yeniden il başkanı seçildi. Sandık kapandı ama mesele kapanmadı.

Bir tarafta karşısına aday çıkarılan Mustafa Bak, diğer tarafta bu adaylığın arkasında duran Ahmet Kaya var. Yarın genel seçim gelecek, ardından yeni bir yerel seçim süreci başlayacak. Aynı teşkilat sahaya çıkacak, aynı masaya oturacak, aynı seçmenden yeniden oy isteyecek.

Ama siyaset aynı karede fotoğraf vermekten ibaret değildir. Aynı fotoğrafa girmek kolaydır, mesele aynı hedefe güvenerek yürüyebilmektir.

Kongrede açılan mesafe gerçekten kapanacak mı, yoksa her kritik dönemeçte yeniden mı ortaya çıkacak?

Mustafa Bak yaşananları “Kol kırılır, yen içinde kalır” anlayışıyla geride bırakabilir. Fakat siyasette bazen kol kırılır, yen de yırtılır. O zaman olan biteni herkes görür.

Güven bir kez sarsıldığında aynı masaya yeniden oturmak mümkündür, aynı samimiyeti kurmak ise çok daha zordur.

Güzide Önsel Uzun sandıkta kaybetmiştir. Bunda tartışılacak bir taraf yok.
Ama siyasi yenilgi her zaman yalnızca adayın aldığı oyla ölçülmez.

Bazen aday kaybeder, asıl darbeyi onu sahaya süren siyasi irade alır.

Bu yüzden kongreden sonra sorulması gereken soru, kaybeden Güzide Önsel Uzun mu, yoksa teşkilattaki gücünü olduğundan büyük hesaplayan Ahmet Kaya mı?

Ve belki de daha önemlisi, kongrede karşı karşıya gelen Kaya ile Bak, yarın seçmenin karşısına gerçekten omuz omuza çıkabilecek mi?

Bu seçim sonucu, Ahmet Kaya’nın yalnızca il genelinde değil, ilçe teşkilatları üzerinde de sanıldığı ölçüde bir etkisinin olmadığını gösterdi. Daha çarpıcı olan ise kendi siyasi merkezinde, Ortahisar’da bile güçlü ve belirleyici bir yapı kuramadığının sandıkta ortaya çıkmasıdır.

Siyasette makam sahibi olmak, teşkilata hâkim olmak anlamına gelmiyor. Delege sözünüzü dinlemiyor, teşkilat arkanızdan yürümüyor, kendi ilçenizde dahi sonucu değiştiremiyorsanız ortada ciddi bir siyasi karşılık problemi var demektir.

Üstelik buna kapris, kibir ve tepeden bakan bir siyaset anlayışı da ekleniyorsa mesele yalnızca kaybedilen bir kongre olmaktan çıkar. .

Peki, Ortahisar’da kendi teşkilatına söz geçiremeyen, kendi tabanında bile güçlü bir karşılık üretemeyen bir siyasi anlayış, yarın Trabzon’un tamamının karşısına hangi güçle çıkacak?

Ortahisar’da karşılık bulamayan bu siyaset, Büyükşehir’i nasıl kazanacak?