Başta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere diğer CHP(Yeni Parti)belediye başkanları “ASRIN YOLSUZLUĞU” ve “ÖRGÜT” suçlamasıyla aylardır içeride tutuluyor, kayyım atanıyor ya da fahişeler gibi satın alınan üyelerle, “ya bize katılırsın ya da içeri atılırsın” tehditleriyle seçimde kazanılmayan belediyeler yargı kararlarıyla iktidar lehine el değiştiriyor. Kişilikli, onurlu, fahişelerin(Sıfır Noktasında Kadın kitabını okuyun) yaptığını yapamayan kimi belediye başkanları paranın ve gücün karşısında saf değiştiriyor, seçmenine ihanet ediyor.
Kimi finans ve ekonomistlerin iddialarına göre 18 milyar dolar, kimilerine göre de 22 milyar dolar vurgunla İstanbul Borsası’nı inanılmaz güvenilmez kılan ve %15-25 değer kaybıyla “110 milyar dolar yıkım getiren, on ay öncesinden “maniple” edilen kağıtlar bilinmesine karşın hiçbir önlem almayan ve “GÖZ YUMAN, VURGUNA İZİN VEREN” kimi devlet kurumları ve başta Bakan Mehmet ŞİMŞEK olmak üzere HÜKÜMETTİR.
Düzmece iddialarla kanıtlanamayan İstanbul ve diğer belediyelerin “asrın yolsuzluğunda”, delilli, kanıtlı, görüntülü, gizli tanıklara, hatta tanığa ihtiyaç duyulmayacak kadar ortada olan bir hırsızlığın, vurgunun, soygunun davası görelim bakalım nasıl yürüyecek? Özellikle savunma yaptırmayan, savunmasını “Millet Şahidimdir” kitabıyla yapmak isteyen, fakat ona dahi izin vermeyen yargıçlar, savcılar 18-22 milyar dolarlık vurgun karşısında(genelde 110 milyar dolarlık kayıpla) bakalım nasıl hareket edecekler?
Hele kendi partisi için “arınma hareketi” başlatıp, ihraçlarla partinin içini boşaltan, kuru bir binaya genel başkanlık yapan, bir zamanlar sayın R.T. Erdoğan’dan “128 milyar dolar ne oldu” diye hesap soran Kemal Kılıçtaroğlu henüz ağzını açıp konuşmadı. Yoksa “yukarısı bıyık, aşağısı sakal” deyip susacak mı? İktidar yamağı nasıl olsa… Konuşur mu, bilinmez?
On sekiz ya da yirmi iki milyar dolarlık vurgun… Halk soyuldu, başta AKP Genel Başkan yardımcısı olmak üzere tüm yandaşlar kazandı. Eski CHP’ye uygulanan butlan kararı ya da İstanbul İl Başkanlığına atanan kayyım veya bir şeyler varmış ya da olmuş gibi gece yarısı veya sabaha karşı düzenlenen “ali-y-ül-ala operasyonlar”, polis yürüyüş kolunda ters kelepçeli insanlık dışı görüntüler… Kameramanlar, foto muhabirleri, gazeteciler. Belediyelerdeki düzmecesi değil, sahicisi yaşandı İstanbul Borsasında, hem de devlet-hükümet kontrolünde, yaşanacağı da on ay öncesinden belliydi Mehmet Şimşek ifşasıyla, bilinen manipülasyonla… Bu zamana kadar HİÇBİR GÖRÜNTÜ, HİÇBİR VİDEO YOK…
“Her işlerini ne kadar usturuplu yapıyorlar” değil mi? / Toplantı üstüne toplantı yapılıyor, karar üstüne karar alınıyor? Yasa da çıktı. Sonuç var mı? Dağ fare doğurdu, çalınanlar isteğe bağlı olarak geri verilecek? Ne muhteşem adalet değil mi?
On aydır neredeydiniz? Mehmet Şimşek gördü ve açıkladı, ama hiçbir önlem almadı.
Nerede o tozu dumana katan savcılar, adalet bakanları? Nerede o yandaş gazeteciler ve televizyoncular? Tüm soygun, vurgun haberlerini atladılar, kör, sağır, dilsiz oldular. Güven belasına milletin parasını çaldılar, ekmeğini aldılar.
Bu ülkede kaç çeşit adalet var? Muhaliflere yazılmayanların çok fazlası, “yandaşlara yazılanlar bile değil.” Yazıklar olsun! Bir gün sap döner, keser dönerse! Adalet güneştir. Yandaş, muhalif ayırmaz, siyah beyaz ayırmaz, Sünni Alevi ayırmaz, Hıristiyan Musevi Müslüman ayrımı yapmaz. Ve adalet gerçekleşirse… Gözü doymayanlar-karnı doymayanlar, toklar-açlar, güçlüler-zayıflar, zenginler-fakirler, patronlar-işçiler; saraylarda, köşklerde, villalarda yaşayanlarla-gecekondularda, komlarda, sokaklarda yaşayanlar karşı karşıya gelirse… “İnsanlar arasında bu kadar uçurum olursa, sonu nereye varır?” Hiç düşündünüz mü? Biraz da bunu düşünün, bu toplum, bu ülke, bu insanlar ne olur, nasıl, nereye savrulur? Sadece düşünün.
Hiç Irak’tan, hiç Suriye’den, Sudan’dan, hiç Mısır’dan, Libya’dan ders almaz mısınız?
Oysa “düşünen her insanın, her olaydan alacağı dersi de vardır.”
Yanlış hatırlamıyorsam “faiz sebep enflasyon neticedir” önyargısıyla 2018’de reel faize yapılan müdahale ile çıldıran dolar, halkın cazibe merkezi olmuş, yüzbinlerce küçük yatırımcı, doların bir gecede korkunç düşürülüşüyle tıpkı borsada olduğu gibi büyük bir vurgun yaşanmıştı. İktidar bu hükümetti ve hiçbir şey yapmamıştı. Herkesin yaptığı yanına kar kalmış, kazanan kazandığıyla, kaybeden halk yine kaybettiği ile kalmıştı. Şimdi de bir şeyler yapılıyor görünülecek, halkın gözü boyanacak, yine bir şey yapılmayacak.
Hiç ders alınmadığı için-aslında ders almak isteyen, vurgunların soygunların, hırsızlıkların yanlış-adaletsizlik olduğunu bilirler ama kılları kıpırdamaz. / Vurgun, yağmadır, talandır, ganimettir onların gözünde. Yanlış olan hiçbir tarafı yoktur. Olsaydı ders alınır ve düzeltilirdi.
Aynı yanlışları yaşamaktan, aynı kayaya toslamaktan bıktık usandık.
En önemli soru, insanlar yalanı, talanı, vurgunu, soygunu neden bu kadar çok seviyorlar? Haram bu gözü doymaz insanları neden bu kadar çok cezbediyor, mutlu ediyor? Kanımca bu sorunun yanıtı, vahşi kapitalizmin kendisi ve yarattığı ekonomik sorunlarla çürüyen ahlakın çözümünden geçiyor.
NOT: Diyanet, altı yaşındaki çocuğa nikah kıyılıp kıyılmayacağını tartışadursun, fetva üzerine fetvalar versin, 110 milyarlık dolar vurgununda susması sizce ne anlama geliyor?
Sevgiye, esenlikle kalınız…