Sonbaharın içindeyiz. Havalar yavaş yavaş serinliyor, akşamlar erken kararıyor. Birkaç ay sonra kış kapımızı çalacak.
Okullar açıldı. Çocukların okul ihtiyaçları, kırtasiye masrafları, ulaşım ve servis giderleri aile bütçelerine yeni yükler getirdi.
Şimdi vatandaşın önünde bir başka soru daha var:
Kış nasıl geçecek?
Kira, elektrik, su, doğalgaz, mutfak masrafı… Her ay yeni bir hesap yapılıyor. Pazara giden vatandaş, almak istedikleriyle cebindeki para arasında tercih yapmak zorunda kalıyor.
Bir anne çocuğunun beslenme çantasını hazırlarken, bir baba ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyorsa burada hepimizin üzerinde durması gereken bir mesele vardır.
Elbette ekonomik sorunlar bir günde ortaya çıkmıyor. Çözümü de kolay değil.
Ama şu soruyu sormak gerekiyor:
Vatandaşın günlük hayatında yaşadığı sıkıntıları yeterince görüyor muyuz?
Ekonomiyi konuşurken sadece rakamlara bakmak yeterli mi?
Bir emeklinin market arabasına ne kadar ürün koyabildiğini, bir ailenin kışlık ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını, üniversiteye giden bir öğrencinin barınma ve ulaşım sorununu da konuşmamız gerekmiyor mu?
Vatandaşın beklentisi aslında çok büyük değil.
Çocuğunu okutabilmek, evinin kirasını ödeyebilmek, sofrasına yeterli gıdayı koyabilmek ve kış geldiğinde doğalgaz faturasını düşünmeden ısınabilmek…
Bunlar lüks değil, insanca yaşamın temel şartlarıdır.
Bugün yapılması gereken, vatandaşın sesini daha fazla dinlemek ve günlük yaşamda karşılaştığı sorunlara daha yakından bakmaktır.
Çünkü bir ülkenin gerçek gücü yalnızca büyük projeleriyle değil, vatandaşının hayatını ne kadar kolaylaştırabildiğiyle de ölçülür.
Sonbahar geçecek, kış gelecek.
Dileğimiz; bu kışın vatandaş için yalnızca soğuk günler değil, daha fazla dayanışma, daha fazla anlayış ve daha fazla umut getirmesidir.