Derbi sonrası kameraların karşısına geçip birlik ve beraberlik mesajları vermek kolaydır. Zor olan, o sözlerin arkasında durabilmektir. Fenerbahçe Başkanı Saadettin Saran, maçın bitiş düdüğünün ardından gerginliğin sona ermesi gerektiğini söylemiş, deplasman yasaklarının kalkmasını savunmuştu. Türk futbolu adına kulağa hoş gelen, olması gereken açıklamalardı bunlar.
Ancak aynı saatlerde kulübün resmi sosyal medya hesabından yapılan bir paylaşım, bu mesajlarla taban tabana zıt bir görüntü verdi. Anderson Talisca’nın elinde oltayla hamsi tuttuğu görsel, “mizah” adı altında servis edildi. Oltanın ucundaki hamsi sadece bir balık değildi; Trabzon’un, Karadeniz’in ve Bordo-Mavili camianın sembolüydü. Bu paylaşımın, Trabzonspor taraftarının sinir uçlarına dokunacağını öngörmek için kâhin olmaya gerek yoktu.
Şimdi sormak gerekiyor: Bir yanda “gerginlik bitsin” çağrısı, diğer yanda kutuplaşmayı körükleyen sosyal medya dili… Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Bir kulüpte iletişim dili tesadüf değildir. Hele ki böylesine büyük camialarda, resmi hesaptan atılan her adım bilinçlidir. “Haberim yoktu” demek, sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Çünkü futbol artık sadece sahada oynanmıyor; dijital mecralarda verilen mesajlar da en az 90 dakika kadar etkili. Samimiyet, tam da burada sınanır.
Önce kin ve nefrete kapı aralayabilecek paylaşımlara izin vermeyeceksiniz. Önce camiaları karşı karşıya getiren dili terk edeceksiniz. Sonra çıkıp birlik beraberlik çağrısı yapacaksınız. İşte o zaman sözleriniz anlam bulur.
Herkes Kendine Yakışanı Yapar
Trabzonspor sadece İstanbul hegemonyasını yıkan bir Anadolu devrimi değildir. Aynı zamanda duruşuyla, vakar ve onuruyla Türk futbolunun mihenk taşlarından biridir. Saha içindeki mücadele kadar saha dışındaki tavrıyla da büyüklüğünü göstermiştir.
Yıllar önce, kulübün efsanelerinden Kadir Özcan’ın vefat yıl dönümünde Kadıköy’de yapılan saygı duruşunda yaşananlar hâlâ hafızalarda. Tribünlerden yükselen ıslıklar ve yuhalamalar, sporun ruhuna yakışmamıştı. O gün Bordo-Mavili camia büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştı.
Ancak son derbide, Sarı-Lacivertli camianın eski futbolcusu ve teknik direktörü Ömer Kaner için yapılan saygı duruşunda Trabzon tribünlerinden tek bir ses dahi çıkmadı. Ne bir ıslık, ne bir homurtu… Sadece saygı. Çünkü büyüklük, en çok böyle anlarda belli olur.
Trabzonlu olmak bir coğrafyanın adı değildir sadece; bir duruşun adıdır. Trabzonsporlu olmak ise haksızlığa karşı dik dururken, saygı gösterilmesi gereken yerde susabilmektir. İşte bu yüzden ayrıcalıktır.
Herkes kendisine yakışanı yapar.
Trabzonspor taraftarı da kendisine yakışanı yapmıştır.
Umarım Türk futbolunun tüm paydaşları bu vakur duruştan ders çıkarır. Çünkü gerçek büyüklük, rakibi tahrik etmekte değil; sporu yüceltmekte saklıdır.