Yomra ilçesinde yıllardır zaman zaman alevlenen Yomra Belediyesi – Avrasya Üniversitesi gerilimi yeniden gündemde. Son olarak üniversitenin, yasal prosedür kapsamında Yomra Belediyesi’ne ödediği yaklaşık 120 bin TL’lik yapı kullanım harcını mahkeme yoluyla geri istediği iddiası, taraflar arasındaki tansiyonu bir kez daha yükseltti. Oysa sürecin başlangıcı son derece rutin ve yasal bir işlemden ibaret. Avrasya Üniversitesi, Yomra Kaşüstü’ndeki yerleşkesinde bulunan üç ayrı bina için yapı kullanım belgesi almak üzere Yomra Belediyesi’ne başvuruyor. Belediye de mevzuatın gerektirdiği bedeli talep ediyor. Üniversite yönetimi bu bedeli ödüyor ve süreç tamamlanıyor. Buraya kadar her şey normal. Ancak ardından üniversite yönetiminin mahkemeye giderek ödediği parayı geri talep etmesi, zaten geçmişten gelen tartışmaları yeniden alevlendirdi. Çünkü yapı kullanım belgesi, bir taşınmaz için en önemli resmi evraklardan biridir. Belediyenin bu konuda süreci işletmesi hem yasal bir zorunluluk hem de kamusal sorumluluğun bir gereğidir. Üstelik söz konusu olan rakam, büyük bir eğitim kurumunun bütçesi düşünüldüğünde tartışılacak büyüklükte bir meblağ da değil. Bu bedel sonuçta kamuya aktarılacak ve yine kamu hizmetinde kullanılacaktır. Fakat mesele yalnızca 120 bin TL meselesi değil. Yomra’da uzun yıllardır konuşulan bir gerçek var: Avrasya Üniversitesi ile belediye arasındaki gerilim neredeyse kronik hale gelmiş durumda. En küçük anlaşmazlıkta bile uzlaşma yolları yerine mahkeme kapısının tercih edilmesi, bu gerginliğin temel nedenlerinden biri olarak görülüyor. Bu noktada Avrasya Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ömer Yıldız hakkında yapılan eleştiriler de dikkat çekiyor. Kamuoyunda oluşan kanaatlerden biri, üniversitenin çoğu zaman bir eğitim kurumu perspektifinden ziyade bir ticari işletme mantığıyla yönetildiği yönünde. Elbette bir üniversitenin ekonomik sürdürülebilirliği önemlidir. Ancak üniversitelerin varlık nedeni yalnızca finansal denge değildir. Üniversiteler; bilimin üretildiği, teknolojinin geliştirildiği, toplumun sosyal ve kültürel gelişimine katkı sağlayan kurumlardır. Yomra’da yıllar önce dönemin belediye başkanı İbrahim Sağıroğlu ile yaşanan tartışmalar ve mahkeme süreçleri hâlâ hafızalarda. Bugün benzer gerilimlerin mevcut belediye başkanı Mustafa Bıyık ile yaşanıyor olması ise sorunun kişisel değil, yapısal olduğunu düşündürüyor. Burada sormak gereken birkaç basit soru var: Yıllardır Yomra’da faaliyet gösteren Avrasya Üniversitesi, ilçeye ekonomik kazanç dışında sosyal ve kültürel anlamda ne kadar katkı sağladı? Üniversitenin bulunduğu çevreyle bütünleşmesi için ne kadar çaba gösterildi? Yerel yönetimlerle sürekli karşı karşıya gelmek yerine ortak projeler üretmek neden tercih edilmedi? Çünkü üniversiteler bulundukları şehirler için yalnızca eğitim kurumu değildir. Aynı zamanda kentin vizyonunu büyüten, genç nüfusu çeken ve sosyal hayatı zenginleştiren merkezlerdir. Trabzon gibi köklü bir şehirde faaliyet gösteren bir üniversitenin enerjisini mahkeme koridorlarında değil; akademik başarıda, bilimsel projelerde ve toplumsal katkıda göstermesi gerekir. Belki de artık yapılması gereken şey çok basit: Gerilim yerine diyalog, dava yerine ortak akıl. Avrasya Üniversitesi yönetimi akademik kaliteyi ve bilimsel üretimi merkeze alan bir vizyonla hareket ederse bundan yalnızca üniversite değil; Yomra da, Trabzon da kazanacaktır. Çünkü üniversiteler kavga eden kurumlar değil, geleceği inşa eden kurumlar olmalıdır.