Karadeniz’de fındık sadece bir tarım ürünü değildir.
Fındık, bu bölgenin ekmeği, geçim kaynağı ve kaderidir.
Trabzon’dan Ordu’ya, Giresun’dan Sakarya’ya kadar milyonlarca insanın hayatı bu ürüne bağlı. Ancak her yıl aynı tabloyla karşılaşıyoruz: belirsizlik, fiyat tartışmaları ve üreticinin bitmeyen endişesi.
Bugün serbest piyasada fındık fiyatları konuşuluyor, üretici hesap yapmaya çalışıyor. Ama kimse yarını net olarak göremiyor. Çünkü Türkiye’de fındık politikası hâlâ uzun vadeli bir plan üzerine kurulu değil.
Bir yıl fiyat yükseliyor, ertesi yıl düşüyor.
Bir yıl üretici umutlanıyor, ertesi yıl hayal kırıklığı yaşıyor.
Oysa Türkiye dünyanın en büyük fındık üreticisi. Dünya üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini karşılayan bir ülke, kendi ürününün fiyatında bu kadar belirsizlik yaşamamalı.
Sorun sadece fiyat meselesi de değil.
Planlama eksikliği, üretici maliyetlerinin artması ve piyasa üzerindeki kontrol tartışmaları da işin başka boyutları.
Karadeniz’de üretici artık şunu soruyor:
“Biz dünyanın en büyük üreticisiysek neden kazanan hep başkası oluyor?”
Bu soru cevapsız kaldıkça, gençler bahçelerden uzaklaşıyor.
Köyler boşalıyor.
Tarım giderek yaşlanan bir nüfusun omuzlarına kalıyor.
Fındık aslında Türkiye için büyük bir stratejik güçtür. Ama bu güç doğru politikalarla yönetilmediği sürece avantaj olmaktan çıkıp kronik bir soruna dönüşebilir.
Karadeniz insanı çok şey istemiyor.
Tek istediği emeğinin karşılığını alabileceği, öngörülebilir ve adil bir sistem.
Fındıkta çözüm günü kurtaran adımlar değil, uzun vadeli bir vizyonla mümkün.
Çünkü fındık sadece bir ürün değil…
Karadeniz’in geleceğidir.