Trabzon, doğanın bütün cömertliğini sergilediği, denizle dağların birbirine yaslandığı ayrıcalıklı bir coğrafya. Ancak doğal güzellikler, sağlıklı bir çevrenin kendiliğinden güvencesi değil. Hava kirliliği ölçümlerinde değerlerin yüksek çıkması, yeşiliyle övündüğümüz bu şehrin çevresel sorunlarını yeniden gündeme taşıyor. Temiz havasıyla anılan Trabzon'da artık soluduğumuz havanın kalitesini sorgulamak zorunda kalmamız, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir durum.
AHMET NAZİF ZORLU’YA
TRABZON’UN
VEFA BORCU
Ahmet Nazif Zorlu, öğrencilik yıllarını geçirdiği Trabzon’u hiçbir zaman unutmadı. Trabzonspor’a verdiği destekten şehrin sosyal ve ekonomik hayatına yaptığı katkılara, Trabzon’a kazandırdığı ilk beş yıldızlı otelden sayısız yatırımına kadar bu kente olan vefasını her fırsatta gösterdi.
Ne yazık ki biz, yaşarken kendisine hak ettiği vefayı göstermekte yeterince başarılı olamadık. Şimdi sıra Trabzon’da. Bu şehrin bir caddesine, meydanına ya da parkına Ahmet Nazif Zorlu’nun adını vermek, bir vefa borcunun ödenmesidir.
O, Trabzon’u unutmadı. Trabzon da onu unutmamalı.
YEŞİL BİR ŞEHRİN
GÖRÜNMEYEN SORUNU
Hava kirliliğini yalnızca trafik yoğunluğuyla açıklamak mümkün değil. Plansız yapılaşma, ısınma kaynaklı emisyonlar, inşaat faaliyetleri ve liman kaynaklı kirleticiler birlikte değerlendirilmeli. Denizle dağlar arasına sıkışan yerleşim düzeninin hava dolaşımına etkisi de bilimsel olarak incelenmeli. Şehir büyürken doğal hava koridorlarının korunması, artık yalnızca bir planlama tercihi değil, halk sağlığının gereği.
Özellikle Trabzon Limanı'ndaki kömür yükleme ve boşaltma faaliyetlerinin çevresel etkileri bağımsız ölçümlerle ortaya konulmalı. Liman çevresindeki TOKİ konutlarında yılların birikimiyle, büyük umutlarla ev sahibi olan insanların kömür tozu endişesiyle yuvalarından ayrılmayı düşünmek zorunda kalmaları kabul edilemez. Ticari faaliyetlerin ekonomik değeri, çevresinde yaşayan insanların sağlığını ve huzurunu ikinci plana itmenin gerekçesi olamaz.
ÖLÇÜM VARSA
SORUMLULUK DA VAR
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumların görevi yalnızca hava kalitesini izlemek değil, ortaya çıkan verileri etkili politikalara dönüştürmektir.
Kirliliğin hangi bölgelerde yoğunlaştığı, kaynaklarının neler olduğu ve alınan önlemlerin ne ölçüde sonuç verdiği kamuoyuyla paylaşılmalı. Özellikle liman faaliyetlerinin yerleşim alanları üzerindeki etkileri düzenli biçimde denetlenmeli. Bilimsel verinin somut kararlara dönüşmediği yerde ölçüm yapmak, sorunu kayıt altına almaktan öteye geçmez.
Sağlıklı bir çevrede yaşamak vatandaşın temel hakkıdır. Bu hakkın korunması ise kurumların birbirine devredebileceği değil, birlikte yerine getirmek zorunda olduğu kamusal bir sorumluluktur.
KALKINMANIN BEDELİNİ KİM ÖDÜYOR?
Trabzon'un yatırıma, üretime ve istihdama ihtiyacı var. Ancak ekonomik gelişmenin gerçek karşılığı, sağladığı kazanç kadar topluma yüklediği maliyetle de değerlendirilir. Bugün ihmal edilen çevresel sorunların yarın sağlık harcamaları, yaşam kalitesindeki kayıplar ve yaşanabilir alanların daralması olarak karşımıza çıkması ciddi bir risk.
Bu nedenle Trabzon'un açık hedefleri, güçlü denetim mekanizmaları ve uygulanabilir takvimi bulunan bir hava kalitesi politikasına ihtiyacı var. Şehrin geleceği, günü kurtaran açıklamalarla değil, bugünden alınan kararların yarattığı sonuçlarla şekillenecek.
Bir taraftan yatırım yapıp diğer taraftan insanların yaşam alanlarını tehdit eden koşullara göz yummak, kalkınmanın kendi amacıyla çelişmesidir. Vatandaşa konut kazandırırken o konutta huzurla yaşama imkânını ortadan kaldırıyorsanız, kaşıkla verdiğinizi sapıyla gözünden çıkarıyorsunuz demektir.
Trabzon'un ihtiyacı, insanına bir eliyle imkân sunarken diğer eliyle yaşam kalitesini elinden alan bir şehircilik değil, ekonomik gelişmeyle birlikte insan sağlığını ve huzurunu da güvence altına alan bir yönetim anlayışıdır.