Milli mukaddesatımızın en temel taşı olan İstiklal Marşı’nın, kabulünün 105. yılında öz kimliğinden koparılarak başka bir dilde okutulması, sadece bir "tercih" değil; milli hafızaya, tarihe ve bu toprakların ruhuna karşı yapılmış bilinçli bir hürmetsizliktir.

Bilin ve unutmayın ki bre gafiller!

İstiklal Marşı “Tercüme” Edilemez, Sadece Yaşanır ve Yaşatılır!

İstiklal Marşı, bir şiir demeti veya alelade bir metin değildir. O; bu aziz milletin küllerinden doğuşunun belgesi, şehitlerin kanıyla yazılmış tapu senedi ve Türk istiklalinin gökyüzündeki yankısıdır.

Mehmet Akif Ersoy’un "Kahraman Ordumuza" ithaf ettiği bu abidevi eser, Türkçenin namusu, milli kimliğimizin ise kalesidir.

Bugün Karaman’da bir eğitim kurumunda, bu kutsal metni "Arapça" okutarak milli şuurumuzu sulandırmaya yeltenen zihniyet bilmelidir ki: İstiklal Marşı’nın dili, Türk milletinin hürriyet iradesidir. Onu kendi öz dilinden koparmak; Akif’in ruhuna azap, bu toprakları vatan kılan bedellere ise ihanettir.

Kaldı ki Alif; ana dili gibi Arapça bilir, yazar ve konuşabilirdi. Onun aklı bu muhteşem marşı yazmaya yetti de, onu Arapça yazmaya yetmedi mi?

Siz kime yaranmak için Türk milletinin milli marşını, kendi dilinin dışında okuyorsunuz! Bunun ne anlamı olabilir ki! Yoksa herşeyi yozlaştırdığınız gibi, milli marşımızıda mı yozlaştırmak istiyorsunuz, bre gafiller!

Coğrafyamızın bir ateş çemberine döndüğü, milli birliğe her zamandan daha fazla muhtaç olduğumuz şu kritik günlerde; genç dimağlara milli kimlik aşılaması gereken okullarda, kendi marşına yabancılaşmış bir nesil kurgulamak kimin ajandasıdır?

Türk milletinin bağımsızlık sembolünü, bir "kültürel tercüme" nesnesi haline getirmek hangi gafletin eseridir?

"Korkma!" nidasıyla başlayan bu şaheseri, anlamından ve bağlamından koparıp başka bir potada eritmek, kimlerin değirmenine su taşımaktadır?

Eğitim kurumları, "yabanci seviciliği" üzerinden kimlik erozyonu yaşatılacak laboratuvarlar değildir!

Milli şairimiz Akif, o destanı yazarken bu milletin her ferdi anlasın, iliklerine kadar hissetsin ve o ruhla ayağa kalksın diye Türkçenin en gür sesiyle haykırmıştır.

Onu başka bir dile hapsetmeye çalışmak, asıl manasını inkar etmektir.

Sınırlarımızın hemen ötesinde bayraksız ve marşsız kalan milletlerin dramı ortadayken, bizim tek sığınağımız olan "Milli Şuur" duvarından bir taş dahi söktürmeye niyetimiz yoktur. Bu yapılan, basit bir etkinlik değil; milli kimliğe yönelik bir şuuraltı operasyonudur.

Buradan ilan ediyoruz: İstiklal Marşı, Türk milletinindir ve ebediyen Türkçe yankılanacaktır!

Bu şuursuzluğa imza atanlar, oturdukları koltukların ve temsil ettikleri makamların ağırlığını ya idrak etmeli ya da o koltukları Türk milletinin değerlerine sadık olanlara bırakmalıdır.

"Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklâl!" diyen bir marşın, o "milletin" diliyle okunmasından rahatsız olanlar, istiklalimizin değil, yabancılaşmanın neferidir.

Not ettik, unutmayacağız,

Bre gafiller!