Trabzon, bir zamanlar Karadeniz'in güçlü üretim ve ticaret merkezlerinden biriydi. Limanı, fabrikaları ve atölyeleriyle yalnızca bölgesine değil, çevre ekonomilere de hitap ediyordu. Bakır fabrikasında 300'ün üzerinde insan çalışıyordu. O fabrikanın oluşturduğu ekonomik hareketlilik işçiden esnafa, nakliyeciden tedarikçiye kadar geniş bir kesime ulaşıyordu. Bugün bu geçmişi hatırlatmanın amacı nostalji yapmak değil, Trabzon'un sahip olduğu ekonomik birikimi neden daha ileriye taşıyamadığını sorgulamaktır. Çünkü bir şehrin kalkınma başarısı, geçmişte ulaştığı seviyeden çok, o seviyenin üzerine ne koyabildiğiyle ölçülür.
Trabzon'da yıllar içerisinde yollar, tüneller, kamu binaları ve çeşitli altyapı yatırımları yapıldı. Bunların önemini küçümsemek mümkün değil. Ancak fiziki büyüme ile ekonomik kalkınmayı birbirine karıştırmamak gerekiyor. Yol yapmak kamu hizmetidir, o yolun ulaştığı bölgede üretim ve istihdam oluşturmak ise ekonomik vizyon gerektirir. Şehrin görünümünü değiştiren yatırımların üretim kapasitesine ne ölçüde katkı sağladığı, üzerinde durulması gereken temel meseledir. Trabzon'un ihtiyacı yalnızca daha fazla yatırım değil, ekonomik yapısını güçlendiren doğru yatırım tercihleridir.
SİYASİ GÜÇ NEDEN EKONOMİK GÜCE DÖNÜŞMEDİ?
Trabzon, AK Parti'ye uzun yıllar güçlü destek verdi. 1 Kasım 2015 seçimlerinde yaklaşık yüzde 67'ye ulaşan oy oranı, bu siyasi ilişkinin en açık göstergelerinden biriydi. Şehirden bakanlar çıktı, önemli görevlerde bulunan siyasetçiler yetişti, Ankara'da güçlü temsil imkânları oluştu. Buna rağmen yirmi yılı aşkın iktidar döneminde Trabzon'un sanayi, ihracat ve nitelikli istihdam alanlarında neden daha iddialı bir konuma ulaşamadığı tartışılmalıdır. Siyasi başarının ekonomik karşılığı yalnızca kamu yatırımlarının büyüklüğüyle açıklanamaz. Esas olan, siyasi etkinliğin şehrin üretim kabiliyetini ve rekabet gücünü ne ölçüde geliştirdiğidir.
Trabzon Limanı'nın geleceği, demiryolu bağlantısının yıllardır gündemde kalması ve sanayi yatırımlarının gelişimi, birbirinden bağımsız başlıklar değildir. Bunlar şehrin uluslararası ticarette üstleneceği rolü belirleyen stratejik unsurlardır. Küresel ekonomide liman sahibi olmak tek başına üstünlük sağlamıyor. Üretim merkezleriyle güçlü ulaşım bağlantıları kuramayan şehirler, coğrafi avantajlarını ekonomik kazanca dönüştürmekte zorlanıyor. Trabzon'un konumunu sürekli övmek yerine bu konumdan neden daha fazla değer üretilemediğini değerlendirmek gerekiyor.
TRABZON'UN GELECEĞİ GENÇLERİNDE KAYBOLMASIN
Trabzon'un üniversitelerinde yetişen gençlerin önemli bir bölümü, mesleki geleceklerini başka şehirlerde arıyor. Bu durum yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamaz. Nitelikli istihdam alanlarının yetersizliği, özel sektörün sınırlı çeşitliliği ve yeni girişimlerin ihtiyaç duyduğu ekonomik ortamın yeterince gelişmemesi de belirleyici etkenlerdir. Yetiştirdiği insan gücünü değerlendiremeyen bir şehir, eğitim için harcadığı kaynakların ekonomik karşılığını başka merkezlere bırakır. Uzun vadede bundan daha ağır bir kalkınma kaybı düşünülemez.
Turizm, Trabzon için önemli bir fırsattır ancak ekonomik geleceğin yalnızca turizm hareketliliğine bağlanması doğru değildir. Fındığın işlenerek daha yüksek katma değerle pazarlanması, denizcilik sektörünün geliştirilmesi, teknoloji yatırımlarının desteklenmesi ve sanayinin çeşitlendirilmesi kalıcı refah açısından daha geniş imkânlar sunabilir. Bu alanlarda merkezi yönetimin yanı sıra yerel yönetimlerin, ticaret ve sanayi kuruluşlarının, üniversitelerin ve iş dünyasının da sorumluluğu bulunuyor. Kurumların ekonomik başarıları düzenledikleri toplantılarla değil, hayata geçirdikleri projelerin sonuçlarıyla ölçülmelidir.
Trabzon'un geçmişiyle övünmesi anlaşılır. Ancak geçmişteki başarıların sürekli anlatılması bugünün ekonomik eksikliklerini ortadan kaldırmıyor. Bir zamanlar fabrikalarında yüzlerce insanın çalıştığı, çevresinden iş gücü çeken bu şehrin bugün gençlerine hangi imkânları sunduğu çok daha önemlidir. Trabzon'un ihtiyacı yeni başarı hikâyeleri anlatmak değil, yeni başarılar üretmektir.
Dün insanlar çalışmak için Trabzon'a geliyordu. Bugün Trabzon'un gençleri çalışmak için başka şehirlere gidiyor.
Bir şehrin ekonomik gerilemesi yalnızca kapanan fabrikalarında değil, yetiştirdiği insanlara kendi memleketinde gelecek sunamamasında görülür. Trabzon'un geçmişi güçlüydü. Geleceğinin de güçlü olabilmesi için artık hatıralarla değil, üretimle konuşması gerekiyor.