Trabzon vitrine bakınca hareketli, vatandaşın cebine bakınca tedirgin bir şehir. Tarih boyunca ticaretin, kültürün ve siyasetin önemli merkezlerinden biri olan Trabzon, bugün sahip olduğu tarihsel birikimi ekonomik refaha dönüştürmekte zorlanıyor. Yükselen binalar, çoğalan işletmeler ve turizm hareketliliği bir canlılık oluşturuyor. Ancak şehrin ekonomik görünümüyle vatandaşın gündelik hayatı arasındaki mesafe giderek daha fazla sorgulanmayı hak ediyor.

TİCARETİN HAFIZASI GÜÇLÜ, ÜRETİMİN GELECEĞİ BELİRSİZ

Trabzon'un ticari geçmişi güçlü, girişimcilik kültürü köklü. Buna karşılık sanayi, teknoloji, markalaşma ve ihracat alanlarında potansiyelini yeterince değerlendirdiğini söylemek güç. Limanı, üniversiteleri ve stratejik konumu önemli avantajlar sunarken bunları bütünleştiren uzun vadeli bir ekonomik vizyon eksikliği hissediliyor.

Turizmden elde edilen kazancın yalnızca belirli sektörlerde yoğunlaşması, geniş toplum kesimlerinin refahını artırmaya yetmiyor. Fındığın, tarımın ve yerel üretimin katma değer kazanması, küçük işletmelerin desteklenmesi ve lojistik imkânların geliştirilmesi gerekiyor. Çünkü ekonomik canlılık başka, kalıcı kalkınma başka bir şeydir.

GENÇLERİN BAVULUNDA ŞEHRİN KAYBETTİĞİ GELECEK VAR

Trabzon'un en ciddi toplumsal sorunlarından biri, yetiştirdiği nitelikli insan gücünü kendi bünyesinde değerlendirememesi. Üniversiteyi bitiren gençlerin başka şehirlerde gelecek araması, yalnızca istihdam sorunu değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir kayıptır.

Güçlü aile bağları, hemşehrilik kültürü ve memleket sevgisi elbette kıymetli. Ancak gençler için liyakat, fırsat eşitliği ve mesleki gelişim imkânları da gerekiyor. Kadınların üretime katılımını güçlendirmeyen, genç girişimcilere alan açmayan bir şehir, toplumsal enerjisinin önemli bölümünü kullanamıyor.

Trabzon'un yetiştirdiği insanlarla övünmesi güzel. Onlara kendi memleketlerinde gelecek sunabilmesi ise çok daha değerli.

SİYASİ NÜFUZUN KARŞILIĞI PROTOKOL DEĞİL, REFAH OLMALI

Trabzon'un Türkiye siyasetindeki ağırlığı biliniyor. Bakanlar, milletvekilleri ve üst düzey bürokratlar yetiştiren bir şehrin bu temsil gücünü ekonomik kazanımlara dönüştürmesi beklenir. Ne var ki siyasi görünürlük, tek başına kalkınmanın göstergesi değildir.

Yıllardır konuşulan demiryolu, lojistik merkezleri, sanayi yatırımları ve ulaşım projeleri artık açıklamalarla değil, gerçekleşme takvimleri ve ekonomik sonuçlarıyla değerlendirilmelidir. Yerel yönetimler, üniversiteler, ticaret kuruluşları ve siyasi temsilciler arasında kişisel rekabeti aşan kurumsal bir iş birliği kurulmalıdır.

GÖSTERİŞLİ TÖRENLERE ARTIK İHTİYAÇ YOK!

Trabzon'un yeni vaatlerden çok uygulanabilir projelere, gösterişli törenlerden çok hesap verebilir yönetime ihtiyacı var.

Bu şehir kendini seviyor ama kendine yetmiyor. Sevdayı üretime, siyaseti hizmete, kalkınmayı adalete dönüştüremedikçe kalabalık büyür, refah büyümez.

Trabzon'un büyüklüğü Ankara'daki makam odalarında, açılış kürsülerinde veya protokol sıralarında aranmasın. Gerçek büyüklük, vatandaşın cebindeki parada, esnafın kazancında, gencin işinde ve ailenin yarına duyduğu güvende saklıdır.

Bir şehir geçmişiyle itibar kazanabilir. Ama geleceğini yalnızca geçmişiyle finanse edemez.